Kudüs İşleri Bakanlığından, İsrail'in işgal altındaki Kudüs'te Filistinli bir aileyi 50 yıldır yaşadığı evden çıkarma kararına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Sub Leben ailesinin işgal altındaki Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde (Bab el-Amud Mahallesi'nde) yer alan Akabe el-Halidiyye'deki evlerinden zorla çıkarılması, yargı ve Yahudi işgal grupları dâhil her düzeydeki işgal gücünün katıldığı bir savaş suçu teşkil ediyor" ifadeleri kullanıldı.

Nura Gays Sub Leben (68) ve Mustafa Sub Leben (72) çiftinin 1953'ten beri bu evde ikamet ettiği vurgulanan açıklamada, "45 yıldır süren provokasyon, rahatsız etme ve saldırıların ardından evin tahliye edilme kararı, uluslararası hukukun yasakladığı zorunlu göçten farksızdır" ifadelerine yer verildi. Açıklama, şu şekilde devam etti:

"Tehlikeli yerinden etme kararı, işgalcilerin ve yerleşimci grupların, herkesin bildiği amaçları doğrultusunda Eski Şehir'de, Silvan'da özellikle Mescid-i Aksa civarındaki Filistinlilere ait en fazla evi ele geçirme girişimleri bağlamında alındı. Zorunlu göç kararı, işgalcilerin uyguladığı apartheid rejimi kapsamında Filistinlilerin göç ettirilmesini hedefliyor."

Uluslararası topluma "acil ve kararlı adımlar atma" çağrısı yapılan açıklamada, "tüm zorunlu tahliye kararlarının, ev yıkımlarının, işgalcilerin sömürgeci faaliyetlerinin, Mescid-i Aksa'yı bölme girişimlerinin ve kutsal mekanlara saldırıların durdurulması" gerektiği vurgulandı. Açıklama, "Kınama açıklamalarını, işgalcileri, işledikleri sayısız suçu durdurmaya zorlayacak siyasi bir eyleme dönüştürmenin zamanı geldi" ifadeleriyle tamamlandı.

Sub Leben ailesi 45 yıldır mücadele ediyor

Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde Mescid-i Aksa'ya çok yakın bir noktada evi bulunan Sub Leben ailesi, Doğu Kudüs'te Yahudi işgalci militan örgütlerin evlerinden zorla çıkarmaya çalıştığı 6 aileden biri. Kudüslü aile, 45 yıldır önce İsrail hükümeti ardından da Yahudi işgalci örgütlerin girişimlerine karşı yasal mücadele verse de İsrail makamları, evi boşaltmaları için 11 Haziran’a kadar aileye mühlet tanımıştı.

Kudüs, militan örgütlerin istilası altında

Filistin mahallelerinin merkezindeki yasa dışı Yahudi işgal birimlerini genişletmek için yürütülen tahliye davalarında, İsrail makamlarıyla işbirliği içinde çalışan işgalci gruplar tarafından Yahudilere ayrıcalık sağlayan İsrail yasaları esas alınıyor. Sub Leben ailesi ve benzer durumdaki diğer Filistinli ailelerin tahliye davaları, işgalci gruplar tarafından İsrail’in 1970 tarihli "Hukuki ve İdari İşler Yasası" temel alınarak açılıyor. Söz konusu yasa, şu anda bu mülklerin çoğunda Filistinliler yaşamasına rağmen 1948'den önce Kudüs'te Yahudilere ait olduğu iddia edilen varlıklar için uygulanıyor ve yalnızca Yahudilere toprak iadesi hakları sağlıyor. Filistinlilerin, halihazırda mülklerini geri almaları içinse hiçbir paralel yasal mekanizma mevcut değil. Tam tersine, 1950 tarihli "Gaiplik Yasası", 1948 savaşı sonrası İsrail'e dönüşen topraklarda evlerini terk etmek zorunda kalan Filistinlilerin bu mülklerini geri almalarını kesin bir şekilde engelliyor.

Tahliyeyle karşı karşıya kalan Filistinlilerin çoğu, 1948'de İsrail tarafında evlerini kaybeden ve şimdi ikinci, hatta üçüncü kez yerinden edilmek üzere olan Filistinli mültecilerden oluşuyor.

ABD “endişelerini” yineledi!

Bu arada Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Batı Şeria'da ilave Yahudi işgal yerlerinin inşasıyla ilgili sözde endişelerini yineleyerek, "İki devletli bir çözümü çok daha zor hale getirecek ve gerilimi artırmaktan öteye gitmeyecek adımların atıldığını görmek istemiyoruz" dedi. Kirby, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da bu ay içinde binlerce yeni konut inşa planlarını duyurma niyetleri hakkında ABD ile görüştüğüne ilişkin haberleri ise doğrulamadı.(Ajanslar)