O yıllar İslami çalışmalar kitabevleri etrafında yapılıyordu. Batman’ın İslami hizmetinde önemli bir yeri olan Selam Kitabevi de bu anlamda etrafına ışıklar saçıyordu. Şehidim, aslında sen hep iyiydin. Ama Selam Kitabevi’nin karşısına küçük bir tuhafiye dükkânı açınca bir başka oldun artık. Oradan aldığın ilhamla konuşuyor, tebliğ ediyordun. Ticaretinde sağlam olarak tanındın hep. Özellikle borçlarını zamanında ödemede çok titizlik gösterdin.

Gün geldi dost yüzlü düşmanlar sana da musallat oldu. İyisi mi bu noktada sözü bir arkadaşına bırakalım. Bırakalım da komşun A. Samed Altun anlatsın senin şahadetini: “Ben Şehid Metin’in komşusuydum. Şehid Metin (10.07.1957-22.03.1994) çok mütevazı ve güler yüzlüydü. Dükkân önünde yanında oturduğum zaman hep İslam’ı anlatırdı. Hep şöyle derdi: ‘Ben şahadeti istiyorum. Ama korkuyorum ki beni arkamdan kalleşçe vururlar. Yoksa önden bana gelseler Allah’ın izniyle kolay kolay bana bir şey yapamazlar’ Gerçekten de öyle oldu. Birgün ben ile babam dükkândaydık. Ben dükkânı yıkıyordum. Birden silah sesi geldi. Babam bana ‘Oğlum Metin’in dükkânından silah sesleri geliyor. Ne oluyor hele bir bakalım’ dedi. Ben ve babam dükkâna gittik. Tam o esnada biri elinde silah olduğu halde dükkânın kapısından fırladı. Anladık ki Metin ve arkadaşlarına ateş edilmiş. Katiller içeriye girerken Şehid’in yanında iki arkadaşı vardı. Arkadaşları katili, Metin’in arkadaşı sanmışlar. Metin de katilin arkadaşlarını tanıdığını sanmış. Kişi atlet soruyor. Metin ona atlet gösteriyor. O da “Bu küçüktür. Bana daha büyük bir tane göster” diyor. Metin atleti vermek için arkasını dönüyor. Metin arkasını dönünce katil ona ateş ediyor. Ondan sonra arkadaşlarına ateş ederek kaçıyor. Metin, şehid oluyor. Metin’in arkadaşları da yaralanıyor. O anda katilin arkasından onu kovaladık. Bize de ateş etti. Bir sokağa girip kayboldu. Ben dükkâna döndüğümde iki arkadaşının yerde yattığını gördüm. Metin’i göremedim. Çünkü 10 dakika önce Metin’in dışarı çıktığını görmüştüm. O yüzden dükkânda değil diye düşündüm. Yaralıları arabayla hastaneye gönderdik. Sonra baktım ki Metin masanın arkasında yatıyor. Ve böylece Şehid Metin dost yüzlü düşmanlar tarafından şehid edildi.

Onu tanıyan komşu ve müşterileri ve herkes onun için gerçekten çok üzüldüler ve o katillere lanet ettiler. Herkes ağlayıp onun için dua etti. ‘Onun kime zararı olmuştur ki onu şehid ettiler’ dediler. Ben o zaman 25 yaşlarında idim. O zamana kadar Kur’an’ı ne kadar okumayı ve öğrenmeyi denediysem de hiç kafam almadı. Şahadetinden sonra onu özleyip düşündüğüm için hep rüyamda onu gördüm. Bir gün yine rüyamda, mezarlık önünde bana Kur’an dersi veriyordu. Rüyamdan sonra Kur’an dersi alıp öğrenmeye başladım. Hem de kısa bir zaman içerisinde Kur’an’ı bitirdim.” (Doğruhaber)